Bedenlerimiz çoktan kirlenmişti ve akıllarımız da yardımın ulaşamayacağı kadar uzağa gitmişti.
Bir hayli zamandır iki kişi yaşıyordum hayatı;
Bir ben,
Bir de benim aklımdaki sen.
Sen gittikten sonra sildiğimi söyledim seninle ilgili her şeyi.
Yok oldu varlığın.
Bedenin terk ettikten sonra ruhun da gitti benden.
Sileceğimi söyledim seninle ilgili her şeyi.
Çıkardım seni tamamen hayatımdan.
Bir tek aklımdaki sen kalmıştın geriye.
O da bir başkası oluverdi zaten.
Bir başka adı oldu.
Sevdi o beni.
Bazen güldü benimle birlikte,
Bazen ise ağladı;
Ama sonuç olarak hep yanımdaydı.
Güneşin beni uyandırdığı andan
Gece yastığa kafamı koyduğum ana kadar o vardı yanımda.
Sonra sen geldin.
Korktun sanırım seni unutmamdan.
Birkaç yalan daha söyledin.
Bense hep yaptığım gibi dinledim seni:
Sesimi çıkarmadan, dikkatli.
Gideceğini bile bile kalmanı diledim.
Yine de sesimi çıkarmadım.
Dikkatli ve usulca seni dinledim.
Ve yine gittin.
Tahta kapının gıcırtısını duydum yan odadan.
Ağlamadım.
Alıştım bu sefer.
Geriye aklımdaki sen kaldı.
Tuttu elimden, gözlerimin içine baktı.
Özür diledi benden
Senin adına…
Ve “Git.” dedim ona da.
“Sen de git artık, daha fazla kalma yanımda.”
O hüzünlendi biraz.
Kalbi buruk
Kalmak istedi.
“Git.” dedim yine de.
“Daha fazla kalmayın kalbimde.”
Ve o da gitti.
Bir hayli zamandır iki kişi yaşıyordum hayatı;
Bir ben,
Bir de benim aklımdaki sen.

